(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Statistics

0Hashtag(s) Used
No content yet
1Most Used Filter(s)
  • Normal

mavii kütüphane☕️ maviikutuphane maviikutuphane Posts

maviikutuphane. •
“arapçadan dilimize geçen ‘imza’ ve ‘mazi’ kelimeleri, aynı köktendi

• “arapçadan dilimize geçen ‘imza’ ve ‘mazi’ kelimeleri, aynı köktendir. imza, iş bitince yani mazi olunca atılır. mazi, yani geçmiş altına imza attığımız bir şeydir ve geri döndürülemez. insan geçip gitmiş günlerdeki olumsuzlukları akılda, hatırda, hafızada sıcak tutarak var olan sabrı da geçmişe yöneltir ve bugüne lazım olan sabır gücünden olur; bu yüzden şimdi yaşadığı musibet ona olduğundan daha büyük, mevcut dayanma gücüyse gerçekte olduğundan daha az görünür.” • • dervişin teselli koleksiyonu / sf. 48

Share 778 4
maviikutuphane. kocaman yangınların ortasından geçmiş de başına hiçbir şey gelmemiş gi

kocaman yangınların ortasından geçmiş de başına hiçbir şey gelmemiş gibi davranmanın zorluğundan geçmiş kimselerin yüzlerine baktığınızda bir bağ oluşur aranızda, anlatmanıza gerek kalmaz. diğerleri gibi değillerdir onlar, bakmanız yeter. kirpiklerinizi iki kere değil üç kere kırpmanız bile yeter. ağlamanız, bağırmanız, susmanız onlar için sıradan olaylar değildir. onlara göre her ne yapıyorsanız yanlış değildir, vardır bir bildiğiniz, çünkü o yangının bağı size, içinde çözülmeyecek milyonlarca düğümün atıldığı koca bir dünya sunar. öyle sağlam, öyle güzel. bugün 11 ekim, dünya kız çocukları günü. yarın 12 ekim, bir kız çocuğunun kendi gibi yangınların ortasında çiçek açmış kız kardeşleriyle el ele tutuşup birlikte sessizliği ve kahkahaları paylaşacakları gün, cesaretinin kırıldığı yerden tamir edileceği gün, nasip olursa çok güzel bir gün, koca baharların denizine kavuşacağı gün. 🌿 (içimde koca bir çocukluk sevinci, allahım, nasip et ki umudum kırıldığı yerden yeşersin. etrafıma ve kendime olan öfkem dinsin, nasip et.)

Share 724 17
maviikutuphane. “dış görünüş yanıltıcıdır, insanların yüreğindeki güç yalnızca yüzleri

“dış görünüş yanıltıcıdır, insanların yüreğindeki güç yalnızca yüzlerine ya da bedenin çevikliğine bakarak değerlendirilemez.” diyor jose saramago körlük kitabında, o kadar severek okumuştum ki uzun süre ne diyeceğimi, ne söyleyeceğimi bulamamıştım bu kitap için. alıntılarını tekrar tekrar okumuş, hatta bir cesaret devam kitabını da almıştım. hâlâ başlamasam da bir gün okuyacak olduğumu bilmek çok güzel. okuyor olmak, bir şeyleri öğrenmek çok güzel değil mi? bunların heyecanını yaşamak bana göre öyle güzel ki.. şimdi diyeceksiniz ki güzellikler içinde kayboldun da ondan mı uğramazsın buralara? hayır, fazlasıyla dikenli yollarla uğraştım. dış görünüşe aldanan ve beni yoran insanları hayatımdan çıkarttım. sonra bir anda koca bir yükün altında buldum kendimi, üstesinden geliyor olsam da kafam bunun için fazlasıyla mesai harcıyor. neyseki sadece yoğunum ama yorgun değilim. yavaş ve sakin bir şekilde yürüyorum. dedim ya dikenleri kabul ettim ama kendimden saymadım, henüz o kadar uysallaşmadım. sol yanımın asiliği hâlâ ruhumun en ücra köşelerinde geziyor, beni hiç bırakmasın istiyorum. çünkü o asilik beni eğitiyor, bana bir şeyler öğretiyor. mesela en son ne öğrendin alev, diye sorarsanız size şunu söylerim. yüreğinizi, turnusol kağıdına benzeyen insanlar için zorlamayın. üzmek, kırmak serbest çünkü onlar büyümek için lazım ama zorlamak, orada durun ahali sakinleri, bir şeyi ne kadar zorlarsanız işlevini o kadar yitirir, o kadar çabuk eskir. yüreğinize sahip çıkın, birisi orda durmak istiyorsa bunu gerçekten hak ettiğini düşünüyorsa orada durur, kalır, dışarıdan görünen sadece basit teferruattır. siz içeride kalmak için çaba gösteren insanları sevin, çabalarını, kendilerini, sözcüklerini, düşüncelerini sevin. gerisini ne yapalım derseniz onlara geride kalmış olmak, korkaklıklarıyla yüzleşmek, duvarlarınızla bakışmak yeter. siz içeride olanlara kahve içmeye çıkın, göğe bakın, müzikler dinleyin, dert paylaşın, kahkahalar atın. jose haklı, dış görünüşe aldanan insanların yüreği size gelmez, yürekleri size yetmez. o yüzden gücünüze, yüreğinize, içeride olma cesaretini gösteren insanlara ve doğrusunu bildiğiniz her şeye sahip çıkın. daha diyeceklerim var ama sonra grşrz,

Share 748 13
maviikutuphane. ‘
diyor ki kitabın sol sayfasında “darbeden çok, darbenin sahibi incit

‘ diyor ki kitabın sol sayfasında “darbeden çok, darbenin sahibi incitirmiş.” karşılıklı oturuyoruz, içimizde dünya bir kırgınlık birikmiş. her şeyi anlatıyoruz, asya çoğu şeyi hatırlamıyor. imreniyorum ona, hiçbir şeyi unutmayan zihnim hangi hayatın ya da hangi ceddimin mirası, bilmiyorum. sorun değil, cezama katlanmayı, hatta bir ödül gibi taşımayı öğrendim. hem zaten asya’nın hatırladıkları yetiyor. iyi ki çoğu şeyi hatırlamıyor. zira ben onun bölük pörçük hatırladıklarını da zihnimin bir köşesine atıyorum hiç unutmayacağımı bilerek. kırgınlığım yine burnumun direğini sızlatıyor. hem ona hem başkalarına ama en çok ona. bir yerden iyileşmem lazım, bizi bir yerden iyileştirmem lazım, bu dünya sevdiğin birine sırt döneceğin kadar uzun değil çünkü. asya,hadi fotoğraf çekelim, diyorum. önce ben çekiyorum. fotoğraf çekmenin bana ne kadar iyi geldiğini, nasıl heves ettiğimi asya biliyor, ondan rahatım. sonra işin içine onu katmaya karar veriyorum. beceremediğini söylüyor, şakayla karışık “hepiniz öğreneceksiniz” diyorum. bir yandan da kalbimi yokluyorum, diyor ki “sevdiğin şeyleri sadece sevdiklerinle paylaşıyorsun, pişman olma, aferin sana.” asya taburenin üstüne çıkıp fotoğraflar çekiyor, gülüşüyoruz. diyorum ki içimden “bak kalbim, rahatsız olmadı, gülüyor, hem olsa söyler bana, bende bir daha onun olduğu yerde fotoğraf çekmem.” diyorum. ne oldu diyor, en çok neyin zoruma gittiğini anlatıyorum, kırgınlığımı ama asla kızgın olmadığımı, hep sevgiyle hatırlanacak bissürü şeyin yanında bir daha eskisi gibi olmayacak anıların güzelliğinden bahsediyoruz. biraz karşılıklı ağlaşmak iyi geliyor. sonra susup her şeye yeniden başlamaya karar veriyoruz. birbirimize kredimiz -1, toparlanacak ama nasıl, yarın erken gelen kahve alsın, şu muhabbetlere başlayalım yeniden. sonrası gelir zaten. kalkıp yürüyoruz, saat geç ama atm’de işim var, bir amca yardım istiyor. tabi diyoruz. asya’nın elindeki notları görünce bizi öğrenci sanıyor amca, “hayır, biz öğretmeniz. hem bugün ikinci yılımıza başladık.” diyorum. o an fark ediyorum, bugün öğretmenliğimizin ikinci, stajyer olarak başladığımız yerde kadrolu olmamızın ise ilk yılı. dönüp bakıyorum da “sahiden çok güzel halletmemiş miyiz?”

Share 952 15
Advertisement
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
maviikutuphane. ‘
dağıttığımız her şeyi yavaşça topluyoruz, uğruna duvarlarımızı yıktı

‘ dağıttığımız her şeyi yavaşça topluyoruz, uğruna duvarlarımızı yıktığımız insanları göndermemizin acısı yavaşça sakinliyor. yıkıldığı yerden daha da sağlam örmeye başladık hepsini. hiç yaşanmamış gibi ama ne yaşadığımızı asla unutmadan ilerliyoruz. elini sıkı sıkıya tuttuğumuz dostlar yolumuza ışık, yolumuza yoldaş. her şeyin tozunu alıyoruz, hem de her şeyin. telefonumuzdan bir zamanlar bakınca çok mutlu olduğumuz ama artık hüzünden başka bir şey vermeyen bütün güzel fotoğrafları, müzikleri sildik. anısı olan her şeyin üzerine koca bir kalıp beton döktük. bir daha yerşermeyecek çünkü. acısı geçecek inan, öyle fotoğraflar olduğunu bile hatırlamayacağız. fonda “aldırma deli gönlüm” çalıyor. çok mutlu değiliz belki ama olacağız. bütün sıkıntıların ortasında çiçek açacağımız zamanlar gelecek. iyi olmak zorunda değiliz. hem zaten kim çıkardı hep gülmek zorunda olduğumuzu. çıkaran alıp başına çalabilir, biz yeri geldiğinde kahkalarla yeri geldiğinde kıpkırmızı gözlerle devam edeceğiz hayata ama edeceğiz. öyle ya da böyle geçecek ve geçtiğinde her şey daha güzel olacak. aciz ya da ölü değiliz. belki birazcık yaralı ama asla acziyet yok. mahcubiyet yok. başkalarının sözüne inanıp bir başkasının üstünü çizmek yok. dolduruşa gelmek yok. arkadan konuşup yüze gülmek yok. niye böyle oldu sorgulaması yok. dengesizlik yok. verilen sözlerin havada kalması yok. vurup yerde bırakmak yok. elini tuttu zannederken avucunda sakladığı jiletlerin acısı yok. hiçbir şey yok. biz varız. sakinlik var. dürüstlüğe inanmak var. affetmek var. affedip görmezden gelmek var. bir daha aynı yerden vurulmayacak olmanın özgüveni var. çiçek açacak olmanın umudu var. reyhan var. gök var, kahve var, ekler pasta var, çilekli süt var. müzik var müzik. şarkılar var. sonra ayşe, tuğçe, ece, nini, dorukhan, hafize, rüveyda, ümit, mevre, ülkü, yücel var. hepsinin üzerine bizi bekleyen cesur bir yaşam ve mis gibi bir kariyer var. e daha ne alev? • kendime mektuplar no 1

Share 1147 69
maviikutuphane. •
siz, reyhanlarımı paylaşacak kadar çok sevdiğim iki kızkardeşim..
iy

• siz, reyhanlarımı paylaşacak kadar çok sevdiğim iki kızkardeşim.. iyi ki yaratılmışsınız🌿🌿

Share 1229 16
maviikutuphane. •
ördüğüm duvarların kalınlığından korktuğum günler oldu, çok ağlayınc

• ördüğüm duvarların kalınlığından korktuğum günler oldu, çok ağlayınca acaba gözüm çıkar mı diye düşünüp ama yine de dayanamayıp ağladığımı, ben bu derdin ağırlıyla nasıl yaşayacağım diye düşünmekten kafamın ağrıdığını, hayatımı sanki benden bağımsızcasına bir balkon köşesinden izlediğimi, kafamın içindeki cehennemlerin kaç kat çıktığını bilirim. hepsini saniye saniye hatırlarım. bilen bilir, nasıl bir hafızaya sahip olduğumu. hiçbir şeyi unutmadığımı. bu dünyadaki en büyük cezamın da bu olduğunu düşündüğümü. ne yapılanı ne de hissettiğim şeyleri asla hafızamdan çıkaramadığımı. bu yüzden "geçmişe saplantılı" yaftası yediğimi.. bilen bilir. en başta ben. geçtiğim yolda istediğim şeylerin dışında istemediğim çok çok şey oldu. mesela bir gecede prenses tacımı çöpe atıp savaşçı olduğumu ilan etmek zorunda kaldım. sonra dışarıdan görenlerin kibirli, soğuk, egolu, sinirli, sert vs. dediği birine dönüştüm ama içeride işler farklıydı. içeride kimseye biraz bile güvenemeyen ve yüreğine kurduğu şehirde yalnız bir kız çocuğu vardı. halinden memnundu, kimse olmasa bile yedi yaşına kadar gördüğü sevgi ona yeterdi ta ki gerçek bir dostla tanışana kadar. sonra ikincisi gelene, sonra böyle devam edene kadar. uzun uzun anlatmayacağım, sadece bana "nasıl olsa kaldırır bu insan kişisi" diyerek ardı ardına tokadını indiren hayat, dost konusunda çok cömert davrandı şükürler olsun. açılışı tuğçe ve ayşe ile yaptı. iki tane insan yumruk kadar kalpleriyle size her şey olabilirler mi? bana oldular. iki tane insan küçücük hayatlarında size kocaman yer açabilirler mi? bana açtılar. iki tane insan daha kendileri çocukken sizi büyütebilirler mi? beni büyüttüler. nerede olursa olsun iki tane insanın yanı size "eve varmış" gibi hissettirebilir mi? bana hissettirdiler, hemde hep.. anlatsam daha çok anlatırım ama ne gerek? yaşanmış yüzlerce anının güzelliği var ortada, yaşanacak olanların heyecanından bahsetmiyorum. ne yaşarsak yaşayalım 'üçümüz' yan yana geldiğinde göğe yükselen kahkalarımız, kurşun gibi acıları hem paylaşıp üstüne dalga geçip kuş tüyüne çevirmişliğimiz, yine geçecek, hep geçti diyen sözümüz, kızkardeşliğimiz var, kalbimizin ortaklığı var, sizi çok seviyorum var, ee daha ne?

Share 1216 28
maviikutuphane. ^
merhabalar ahali, ben geldim. uzun zaman oldu görüşmeyeli, bisssürü

^ merhabalar ahali, ben geldim. uzun zaman oldu görüşmeyeli, bisssürü şey oldu. büyüdüm belki biraz. yoruldum. mayıs'ı geçirdim. kafamın içinde bir cehennemle yaşadım, yaşlandım. çok ağladım. nasılsın sorusunu duymamak için gülmek zorunda kaldım. kimseyle konuşmadığım zamanlar da oldu, hiç susmadan hevesle bir şeyler anlattığım günler de. kafamın içindeki cehennemde reyhanları sulamayı ihmal etmedim, hepsini büyüttüm. sustum, ağladım, güldüm, heyecanımın kırıldığı yerde elimde bir parça kırık hevesle sakinledim. hepsi geride kaldı mı bilmiyoruz. geriye doğru sünger çekmeyi bilmediğimden her an bir şey başka bir yerden çıkacakmış gibi hissediyorum ama geçer. bunların hepsini boşverelim de ben size ne söylemeye geldim asıl: bir yıldır stajyer olarak çalıştığım kurumla bugün anlaşıp sözleşme imzaladım:)) hani size komisyon komisyon diyordum ya, o neydi biliyor musunuz? kurumun müdürü, müdür yardımcıları, türkiye bölüm başkanları, bölüm başkanları bütün stajyerlerin ders anlatımını dinledi ve not verdi. bir senelik çalışmamızla birlikte hepsi değerlendirildi ve sonuç olarak alındım. çalıştığım okul köklü bir kurum olduğundan bünyesinde çok fazla okul var. ben, en yakın arkadaşlarımım bile tahmin etmediği yeni yapılan okula alındım. bunun nasıl bir şey olduğunu size anlatamam. benim annemin yaşından daha büyük bir tecrübeye sahip müdürümüzün kurduğu "ben kızıma çok güveniyorum, güvenimi boşa çıkartmayacağını biliyorum." cümlesinin beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamıyorum. sözleşmeyi imzalarken referansım olan beyefendiye dönüp "alev'i hatırladın mı, bize çok sağlam birini getirmişsin." dediği zamanki hislerim keşke kağıda dökülse ama yok. yolun başındayım, çok şeyi doğru bir çok şeyi yanlış yaptım. beni diğerlerinden ayıran hem yanlışlarımı hem doğrularımı kabul ettim. her şeyiyle. beni yetiştiren insanı, insanları minnet duygusuyla kazıdım aklıma. haftanın yedi günü çalıştım, izin yapmadım, uyumadım, parça parça böldüm kendimi, çok yoruldum, çok üzüldüm, çok sabrettim. şimdi bir şeyleri başardım. hepsi senin için yedi yaşım, hepsi senin gurur duyacağın genç bir kadın haline gelmek için, şimdi mutlu ol. cehennemin ortasındaki bu çiçek bahçesi senin eserin. aferin.

Share 1103 51
maviikutuphane. //14.04.'19//
\"çıkmaz ya da açmaz adına her ne dersen de, geçiyor. yür

//14.04.'19// "çıkmaz ya da açmaz adına her ne dersen de, geçiyor. yürüdüğün yol çiçeklerle değil acıyla, kanla, dikenle döşeli olsa da yürünüyor. seçimlerin senin elinde, masasına oturacağın insanların yanına giden sensin, alıp kalbindeki şehre yerleştirdiğin insanlar senin davetinle geldi, sen yaptın. iyisiyle kötüsüyle bu hayatı sen inşa ettin. sen. ama işte gözünün içine bakınca seni anlayan insanı ya da bağırsan da ölsen de duymayacak insanı sen yetiştirmedin. alev, kendine yıllar önce bir yemin etttin. bugün bir kez daha hatırlattın kendine, bir kez daha hatırlat. "göğe and olsun ki kim ne derse inanacağım. yalan olduğunu bilsem de inanacağım. kim ne demek istiyorsa onu demiştir, diyeceğim. altında ikinci bir anlam aramayacağım. kendime yeminimdir, cesaretsizce ve beceriksizce savrulmaya çalışılan cümle girişlerini görmezden geleceğim. söylenenlerin alt metnini anlamaktan kendimi men edeceğim. ya kendimi seçeceğim ya da bir hiç uğruna aklımı yitireceğim." hatırla, göğün çocuğu. baharın gelişini kutlamadığını, mayıs ayından hiç hoşlanmadığını, derdinin sana yettiğini, sevdiklerini çok sevdiğini, gerisini insan olarak benimsediğini, yürüdüğün yolu kendinin seçtiğini hatırla. çünkü avutulmuş çocuklar çoktan sustu. bir sen kaldın, tenhasında gecenin avutulmamış bir sen," diye düşünürken oturup karşılıklı içilen çay-makaron ikilisi, yüreği sıkan ne varsa anlatılması, vicdanımla baş başa kalmayacak olmanın huzuru, yarınki komisyon stresini biraz atmış olmak ve bir de tüm bunların üzerine yağan yağmur. hem de böyle en çok huzur veren havasıyla birlikte. e anladık başkan izliyorsun da nasıl anlıyorsun böylesine ihtiyaç duyduğumu. nasıl? neyse kurcalamayacağım, sen anlarsın. iyi ki anlayanımsın. işte o yüzden sana söz, en çok senin için. en çok sana benzediğim için. en çok reyhanlar için. en çok bizim için.

Share 1088 19
maviikutuphane. •
turgut uyar şey diyor;
\"sizin alınız al, inandım. 
morunuz mor, inan

• turgut uyar şey diyor; "sizin alınız al, inandım. morunuz mor, inandım. tanrınız büyük, âmenna. şiiriniz adamakıllı şiir, dumanı da caba. ama sizin adınız ne benim dengemi bozmayınız. bütün ağaçlarla uyuşmuşum, kalabalık ha olmuş, ha olmamış. sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum. ama sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş, ama sizin adınız ne benim dengemi bozmayınız. aşkım da değişebilir, gerçeklerim de. pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı yangelmişim dizboyu sulara, hepinize iyi niyetle gülümsüyorum, hiçbirinizle döğüşemem. siz ne derseniz deyiniz benim bir gizli bildiğim var, sizin alınız al inandım, sizin morunuz mor inandım, ben tam dünyaya göre, ben tam kendime göre, ama sizin adınız ne benim dengemi bozmayınız." hakikaten insan kardeşlerim, bakın turgut abi çok güzel açıklamış. benim dengemi bozmayın. hem ne gerek var durduk yere aksiyonlara, yaşayalım gitsin. baktık olmuyor, kahve yaparız. milleti toplar karnavala gideriz. bağıra bağıra şarkı söyler sonra kalabalıktan bunalıp en güvendiğimiz insanların arkasına saklanırız. maksat nefes almak. olmadı oturur ağlar rahatlarız. kaçıp gitmek olur mu? durduk yere uzaklaşmak olur mu? dünya bir yana sen bir yana denilen insanlar varken bırakmak olur mu? bir bakışla anlaştığınız insanlar varken sırt çevirmek olur mu? eğlendiğimiz, güldüğümüz insanları üzmek olur mu? olmaz. biz her şeyi içimizden geldiği gibi yapalım, bizi anlayan anlasın da gerisi diğerlerinin derdi olsun ya da olmasın. amaaan kimse, kimsenin dengesini bozmasın. iygeceler.

Share 1150 78
maviikutuphane. zaman yok. kendime ve geride kalan hiçbir şeye. bazen buralara bakıyor

zaman yok. kendime ve geride kalan hiçbir şeye. bazen buralara bakıyorum. eskiden yazar yazar çizermişim, şimdi kendi alfabemi unutmuşum. kelimelerim -hayatım- sanki gece su içmeye kalkınca hayalet onu yiyecek zannedip koşa koşa mutfağa gidip sonra yine aynı hızla dönen çocuk gibi. korkuyla karışık yazılıyor, yaşanıyor. bir şeyleri yetiştiremezsem, ya olmazsa kaygısının üstüne çat kapı belirsizlik misafir ediliyor. bir şeyler benden bağımsız hareket ediyor ama en çok beni etkiliyor. yabancı ve uzak kalmak istediğim her şeyin içine çekiliyorum. yetmiyor başrolü oluyorum. örmek istediğim duvarlar üstüme üstüme geliyor. anlaşılmayacağım telaşı bana kendimi anlattırmıyor. çabam yok bir şeylere, sanki bütün direncim çekilmiş. bir şeyleri sürekli erteliyorum, gerçek ben'i ortaya koyamıyormuş gibi hissediyorum. dedim ya, şehrim ilk kez bu denli huzursuz. ilk kez böylesine telaşlı. içeride birisi dikkatini yitirmiş, bir sağa bir sola koşuyor, ne yaptığını kendi de bilmiyor. gezen rüzgar dahi "halledeyemeyeceksin, bu kez olmayacak" diye fısıldıyor. insanlar ve onların bitmek bilmeyen sınırlı döngüleri artık bana ağır geliyor. bir şeyler çabadan uzak, bir şeyler alev'den uzak, bir şeyler kendi kahramanı olmaktan çok uzak. her zorluğun üstesinden gökyüzüne bakıp annesinin dilinde "berxwedan jiyane" diyerek gelen ben, kimliğimi kaybetmiş gibi geziyorum ortalıkta. kendi başını yitirmek, denir bizim oralarda. ilk kez kendi başımı yitirmiş gibiyim. halleder miyiz bilmiyorum. geçer mi bilmiyorum. bu hevesli hevessizlik biter mi, yorgunluk diner mi bilmiyorum. ne yaparız onu da bilmiyorum. bugün size söyleyecek güçlü kelimelerim yok. baştan ayağa çekilmez hallerim var. bu işleri halledersek ortalığı çiçek bahçesine çevirmemden anlarsınız yok halledemezsek de gidip güvendiğim dağların sırtına başımı yaslar gözüm kuruyana kadar ağlar, düştüğüm yerde gölgeme sığınır susarım. olmadı en son hiç olmadık yerde "BIRAKIN DA YAŞAYALIM" diye bağırırım. çünkü artık gerçekten beni bir salın da yaşayayım..

Share 1229 21

mrb ahali, size hayatımı tek bir fotoğraf karesi ile anlatmaya geldim. bknz: aynen bu fotoğraftaki gibiyim. "her ne istiyorsanız yapabilirsiniz, sizi görmüyorum. artık o kadar önemli değilsiniz ve bunu siz kendi ellerinizle yaptınız, bana sadece izlemek kaldı" der gibiyim. uzun yollarda koştum sende soluklanayım diyen insanlara "otelden hallice evlerden değil burası, sen alışkın değilsin aideyete, o yüzden sağdan ya da soldan canın isterse cehennem tarafından ilerle" cümlelerini kurabilecek gibiyim. kimseyi gerektiğinden fazla umursamadığım o yerdeyim. 19'luk korkularımı atmış fazlaca değil tam kararında 24'lük gibiyim. ¯\_(ツ)_/¯

Share 1182 11
Advertisement
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
maviikutuphane. bunca gün, ay, bunca zaman nasıl geçmiş diye bakıyorum dünden beri. ki

bunca gün, ay, bunca zaman nasıl geçmiş diye bakıyorum dünden beri. kimi zaman yorgun, kimi zaman hissiz, kimi zaman boşlukla dolu ama hepsinden öte benim için kaybettiklerime rağmen kazanılmış. bu yılın anahtar kelimesi bu benim için; kazanılmış. kendi seçimlerimi, yolumu, hayallerime atılacak tüm adımları kendim seçtim, kazandım. hani kötü de olmadı. yıl biterken kendime bakıyorum da artık daha özgürüm, her konuda. daha sakinim,kalbimi kıran her şey karşısında. sinirlenince yine gözlerim doluyor ama ağlamamak için kendimi sıkmıyorum artık, sanki karşımdaki beni bir daha hiç görmeyecekmiş ya da ne düşündüğü hiç önemli değilmiş gibi oturup ağlıyorum. daha iyi biliyorum sevgimin kıymetini, kimse benim gibi sevemez demiyorum ama benim kadar sevgisini hissettiremez diyorum. fazla alçakgnüllü olamıyorum bu konuda çünkü güzel seviyorum, emek veriyorum ve hepsinin karşılığını alıyorum. biliyor musunuz her ne yaparsam karşılığını alıyorum. iyi veya kötü fark etmez,benim için her şeyin en güzelini zamanın sakladığını biliyorum. o an kıyamet gibi görünen bir şey yaşıyorsam demek ki zamanı gelmiş benim için. ondan diyorum ki yanlış zaman yok, yanlış insan yok. kendi çabasını yok sayan, kendini görmezden gelen, seçimlerini yanlış yapan insanlar var. daha konuşurum ama yer yetmiyo. tek diyebileceğim; kocaman bir sene geçti, büyüdüm, canımın köşesine yerleştirdiğim insanların büyüdüğünü gördüm. daha sakinim artık çünkü değiştiremeyeceğim hiçbir şeye müdahele etmemeyi öğrendim. dünyayı iki omzunuzun üzerinde taşımak, sizi anlamayı reddeden ve sizi sevdiğini hissettirmeyen insanlarla olmaktan daha kolay. o yüzden diyorum ki 2019'da dünyayı taşırken size yardım edecek, hep elinizden tutacak ve pencere önüne ektiğiniz çiçekleri soldurmayacak insanlarla geçsin. 🌿 kendime not: daha çok gez. daha çok anı biriktir. kendini geliştir. alabildiğince yürü. istediğin tüm kıyafetleri giy. birikim yap. kendine zaman ayır. telefona daha az bak. seçimlerinin arkasında dur. bulabildiğin her fırsatta arkadaşlarınla görüş. her gün kitap oku. yoruldum deme. sakın isyan etme. gök var. kötü günlerin elbet olacak ama hepsi geçecek, unutma. bir de kendini sevmekten vazgeçme. sakın vazgeçme.."

Share 996 29
maviikutuphane. demirden değilim, aynı hatayı iki bilemedin üç belki dört tamam itiraf

demirden değilim, aynı hatayı iki bilemedin üç belki dört tamam itiraf ediyorum sevdiğim birisi yapıyorsa beş defa affederim. altıncı kez yapıldığında "sen bunu bir daha yapacaksın bu kez de affediyorum bakalım yedincide nasıl bir şeyle karşıma çıkacaksın" merakıyla duruyor, beklediğim gerçekleştiğinde susuyorum. evet susuyorum. o ana kadar konuşan ben, bağıran, çağıran, ağlaya ağlaya bir şeyleri anlatmaya çalışan ben, SUSUYORUM. çünkü anlaşılmış olsam o kalp yedinci kez kırılmaz, o tokat gibi cümleler inmez yüzüme. biliyor musunuz ben tam o noktada sevilmediğimi anlıyorum. çünkü bazı sevgiler zaaftır. yeryüzündeki hiç kimsenin yapmasını kabul etmeyeceğiniz şeyleri sevdiğiniz insanlar yaptığında en fazla kaş çatıp biraz sesinizi yükseltirsiniz, yani ben öyleyim, öyleydim. gerçi hâlâ öyleyim ama artık susmuş vaziyetteyim. zaafı olmadığım kimseyi zaafım haline getirmekten vazgeçmeyi öğrendim. e yeter. ben şamaroğlanı değilim, hoyratlığın "seviliyorsun ya ondan öyle" cümleleriyle sunulmasına artık inanmıyorum. kimseden sevgi öğrenmeyeceğim. seven insanın ne yapıp ne yapmayacağını kendimden biliyorum, kendi sevgime olan güveni tanıyorum. artık anlatmıyorum biliyor musunuz? uzun uzun konuşmuyorum. ağlamıyorum da. gücünün yetmediği olaylar karşısında yüzü asılan kız çocuklarına dönüyorum. sonra sabah kalkıp işe gidiyorum. öğrencim gelip şey diyor. "hocam sizi üzgün gördüm, sarılayım mı belki geçer?" sarılıyoruz, o an şey diyorum içimden "kararımı, kaderim yaptığın için teşekkür ederim." ardından asya geliyor, kahve içiyoruz. asya kalbini kıran birisi için şey diyor "gelse düzgün bir şekilde konuşsa konuşurum, bir daha yapmayacağını anlasam yine konuşurum ama gelmiyor, ben de konuşmuyorum" içimden tekrarlıyorum "gelse konuşurum ama gelmiyor, ben de konuşmuyorum. böyle böyle alışacağım. banane" öyle işte.

Share 1237 21
maviikutuphane. mrb, güzel bir iş gününün ardından keyifle oturmuş kahvemi içiyorum. k

mrb, güzel bir iş gününün ardından keyifle oturmuş kahvemi içiyorum. kahve benim uykumu kaçırmıyor ahali, sakin. çok kahve içmiyorum ahali, sakin. çok sevdiğim şeyleri kendime saklama huyum törpülendiği için size kahve sevdamı anlatıyorum, çok sevdiğim için dilimden düşmüyor, e haliyle çok içtiğimi zannediyorsunuz. hayır, geniş zamanlarda kendimle ve güzel insanlarla içmeye özen gösteriyorum artık. eskiden böyle değildim biliyor musunuz? kahveme kimseyi ortak etmezdim. sevdiğim her şeye, her kimseye değişik anlamlar yükler sonra kafamın içinde bir dünya yaratır ona inanırdım. sonra düşmekten, kafamın içindeki hayallerin gerçek dünyayla uyuşmamasından, olmayacak şeylere inanmaktan yoruldum. bi' baktım bu kız bitmiş ama etrafa prenses selamı vermekten geri durmuyor. sen adana'da yaşıyorsun, prenseslik? senden olsa olsa savaşçı olur alevcim deyip cam ayakkabılarımı çöpe attım. tabi tuğçe'nin okuduğu kendine getirme gazeliyle birlikte prensin geleceği bütün yollara dinamit koyup patlatmamın da bu işte büyük etkisi var. mesela artık hiçbir şeyi beklemiyorum. insanlarla hâlâ çok kolay iletişim kuramıyorum ama bir kere kurduktan sonra sohbet edebileceğim hiçbir fırsatı kaçırmıyorum.o yapsın demiyorum, o arasın diye kendimi yiyip bitirmiyorum. aramak istiyorsam arıyorum. bu kadar. sadece hâlâ çok sert bir ifadeyle yürüyorum ama artık çekinmeden yolda gördüğüm her temizlik işçisine kulaklığımı çıkarıp olabildiği kadar sevimli halimle "kolay gelsin" diyebiliyorum. çok mutlu oluyorlar, deneyin mutlaka. köpek sevmekten sonra dünyada başarmaktan keyif aldığım ikinci iş bu. çünkü diyemezdim, ben insanlarla konuşamazdım. tek olmak benim en büyük zırhım gibiydi. yabancı gibi davranır kimseyi duymazsam hayatımda hiç problem olmaz sandım:d sevmenin, birinin kalbine dokunmanın önce kendi kalbini açmaktan geçtiğini hiç öğrenememiştim. bugün hâlâ sen diyemediğim ama oturup yemek yiyebilecek ve hatta kahve içebilecek kadar samimiyet kurabildiğim birine "ben zarifliğe, inceliğe alışkın değilim, yapmayın." dedikten sonra farkettim. ben bütün iyi şeyleri yapmaya çok hazır ama bana yapılmasına karşıyım. çünkü böyle büyüdüm, gördüm. neyseki artık öyle değil. SİZİN ÖĞRETTİĞİNİZ GİBİ DEĞİL.

Share 1188 28
maviikutuphane. bütün gün aynı sakinlik ve güzellikle geçince bir uğrayayım, hal hatır

bütün gün aynı sakinlik ve güzellikle geçince bir uğrayayım, hal hatır sorayım dedim. birazcık da konuşup yarın için ütü yapmaya gideyim (çok severim çünkü) neyse ne anlatacağım size? şu sıralar değişik günler geçiriyorum. bir şeylerin farkına vardım zannediyordum hayır varmamışım. bir şeyleri şekillendirmişim zannediyordum hayır şekillendirmemişim. kimseden vazgeçemem zannediyordum hayır vazgeçebiliyormuşum. bir kere çok seversem bir daha az sevemeyeceğime inandırmışım kendimi hayır sevebiliyormuşum. her şeyini bilmek istediğim, her şeyimi bilsin istediğim, yerin dibinden göğün tavanına her şeyi konuşmak istediğim insana susabiliyormuşum ama bunu bilerek, öyle laf olsun diye değil artık öyle olması gerektiğini ve başka türlü olmayacağını bildiğim için yapıyorum. çünkü bu bünye tam yirmiüçyıldır sevdiği insanı ikinci tercihi yapmadığı gibi sevdiği insanın -ne kadar severse sevsin- ikinci tercihi olmayı da kabul etmedi. belki de burada kazandı ya da kaybetti. bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa o da susmak güzel şeymiş. anlaşılır bir şey mi? bakın orasını bilmiyorum ama içinde ciddi bir huzur taşıdığı kesin. çünkü bağırmışsınız, duymamış. konuşmuşsunuz, dinlememiş ya da işine gelmemiş. yüreğinizi tükettiğiniz yetmiş size, bütün çareler üstünüze yıkılmış, üstelik dinamitleri döşeyeni tanıyorsunuz ve hatta canınızdan parça olarak görmüşlüğünüz de var. iyisi mi bırakın, bırakın gitsin. ferahlasın yüreğiniz. gidip bir bardak dumanı üstünde kahve yapın kendinize ve sessizce fısıldayın içinizdeki şehrin tüm sokaklarına "kalbi sana yetmemiş, yetişmemiş. kalbi sana nasip değilmiş." 🌿

Share 1044 19
maviikutuphane. \"dünyada bir insan için önemli olduğumu bilmek beni mutlu ediyor.\"
🌿

"dünyada bir insan için önemli olduğumu bilmek beni mutlu ediyor." 🌿 stefan zweig | clarissa • bazı kitapların son sayfasını okuduktan sonra içimde tuhaf diye adlandırabileceğim bir boşluk oluşuyor, uzun zaman boyunca bitirdiğim halde yanımda taşıyorum, kitaplığındaki yerine koymayı reddediyorum. sabah uyandığımda, canım sıkıldığında ya da birine kırıldığımda elim hep o göçebelik vasfı yüklediğim kitaba gidiyor. clarissa, son zamanlarda tam olarak anlattığım vaziyetin kitabı oldu. okurken ruh halimi sürekli değiştirdi. belki leonard ve clarissa 'nın aşkı ikinci dünya savaşının getirdiği binlerce ayrılıktan sadece bir tanesiydi ama benim taş misali içime oturdu. planların da tıpkı insanlar gibi bir anda değişebileceğini bir kez daha gördüm, bu kez altlarını çizdim. kitabı okurken benden daha önce okuyan @tugceninkitaplari ile sohbet etmiştik. bana bir miktar yeşilçam havası alacağımı söylemişti. şimdi diyorum ki bir miktar? biraz? işin şakası bir yana gerçekten yer yer yeşilçam tadı veren bir kitaptı. okurken hem çok keyif aldım, hem çok düşündüm. içinde barındırdığı ayrılık klişesinin beni sıkmamasının sebebi; hem zweig'in kalemi hem de dönüp geriye baktığımda kendi hayatımın içinde güldüğüm onlarca klişenin baş köşede durmuş olmasıydı. büyük konuştuğum her şeyin başıma gelme rezaletini size başka bir gün anlatırım. siz o zamana kadar çok sevdiğim clarissa'yı okuyun olur mu? bence olur. hatta çok güzel olur. şimdi size yeşilçam'ın mutlu sonları kadar huzur verecek bir akşam diliyorum, iygeceler🌿

Share 1038 17
maviikutuphane. 🌿
\"çünkü insan sahip olduğu şeyi yitirmez. bir kez daha hatırlayalım

🌿 "çünkü insan sahip olduğu şeyi yitirmez. bir kez daha hatırlayalım her şeyi, kazıyalım buradaki her şeyi hafızamıza, sıkıca tutunalım hepsine bir kez daha. belki de elimizde burada geçirdiğimiz zamana dair anılarınızden başka bir şey kalmayacak." • stefan zweig | clarissa |sf:91

Share 938 24